Ve huzurlarınızda SAN FRANCISCO!

Nerden başlasam, nasıl anlatsam? San Franciscooo, san Franciscooo… Tabii bunu Bodrum Bodrum’un ezgisiyle söylüyoruz öyle kuru kuru değil 🙂

Günlerdir başlamaya fırsat bulamadığım ama kalbimin de aklımın da bir köşesinde canlı duran San Francisco yazımı, önceki L.A. yazılarımdan farklı olarak tek bir metin içinde özetlemeye ve kaçmaya çalışacağım, şimdiden itiraf ediyorum. Zira, hatırladıkça yine sokaklarında buluyorum kendimi, gerçeğe mesafelerce uzak şekilde…

Her neyse, tıpkı Forrest Gump’ın soundtrack’inde dendiği gibi kibar insanlarla karşılaşma umuduyla varıyor ve beş gün boyunca ikamet edeceğimiz, San Fra’nın belki de en güzel mahallesi olan Ashbury’nin aşağıda göreceğiniz sokaklarıyla başlıyoruz keşfimize!

Oldukça uzun olacağından yazıyı bölmeye karar verdim ve 1. günle açılışı yapıyorum 🙂

Güne, yukarıda gördüğünüz bebek mavisi tipik Amerikan tarzı evde başlıyoruz. Hemen her sokağın yokuşlu olduğu San Francisco’nun belki de en güzel mahallesi olan Haights’te yer alan geçici evimiz hem kendisi hem de manzarasıyla uyanınca da devam eden California rüyasına sahiplik ediyor.

20160131_104910

En sevdiğim renk nasıl da yakışmış 🙂 her sabah önünden geçmek iyi gelmişti hatırlıyorum…

IMG_9875IMG_9873IMG_9876

Sokaklarda yürürken çektiğim onlarca ev fotoğrafından örnekler… ilk gün hangi birine bakacağımı şaşırmışken 5 günde kendi mahallemmiş gibi benimsediğimden bir süre sonra gözüm alıştı ama yine de fotoğraflamaya devam ettim.

Mahallemizde yer alan Whole Foods ve benzeri pek çok büyük market, kafe ve kahvaltıcıdan pembeli fotoğraflar 🙂 sağ alttaki somonlu kahvaltım, pembe içecekse inci çayı! nam-ı English bubble tea. Rengi de kokusu da tadı da misss!

20160131_111953

Ashbury Tobacco’nun tam üstündeki daire ünlü merhum gitarist Jimi Hendrix’e aitmiş. Nur içinde yaşamış nur içinde yatsın…

IMG_9552

Ve şehir merkezi! Meşhur Bay Bridge, sabahın erken saatinde işe yetişen insanların tatlı(!) telaşı, hiç şikayet etmesinler en azından San Francisco’dalar, kornasız bir trafik ve tabii pırıl pırıl bir güneş… Los Angeles’ta kiraladığımız arabayı, firmanın eyalet sınırları içerisinde yer alan şubelerinden herhangi birine teslim ederek (arada bilgi veriyorum ;)) gezimize araçsız devam ediyoruz. 

20160127_102208

Çin mahallesi gün içerisinde en kalabalık noktalardan biri haline geldiğinden sakin sabah halinde gezmek çok daha makul oluyor… Özellikle çay dükkanları, geleneksel ibadethaneleri ve dar sokaklardaki kendilerine münhasır el işi toptancılarını geziyor çekik gözlü insanlarıyla yer yer adres sormak yer yerse bilgi edinmek için konuşmaya çalışıyoruz. Çalışıyoruz çünkü genellikle Amerika’nın merkezinde yaşadıkları halde kendi dillerinde konuşmayı, yiyip içmeyi ve yaşam tarzlarını aynen sürdürdüklerinden bizler yine turist onlarsa kendi ülkelerinde ev sahibi olarak -no English çekiyorlar.

bkz. no English çekmek, TDK’ya özürle…

IMG_9559IMG_9557

Envai çeşit çay bulabileceğiniz dükkanlardan…

IMG_9562

Bu da ülkemizde de hemen her Çin lokantasında ikram edilen şans kurabiyelerinin yapıldığı bir cookie atölyesinden. Öğrendiğimize göre bu kurabiyeciklere Çin’de rastlanmıyormuş; zira kapitalist dünyanın eğlenceli bir uygulaması olarak bir çeşit pazarlama hilesiymiş.

Neyse biz de yedik, keşke hepsi bu kadar masum olsa, geleceğe inandırsa…

IMG_9563

Sayısal lotoda kullanabileceğiniz numaralar ya da geleceğinize dair kehanet içeren mesajlar işte bu teyzelerin elleriyle hazırlanıyor. İnşallah içinden küfretmiyordur :)))

IMG_9567IMG_9566IMG_9564

Çin mahallesinden sonra meşhur Lombart Street’e ulaşmak üzere yokuş yukarı yürüyoruz San Fra sokaklarında, İtalyan restoranlarının olduğu geniş bir caddeden geçerken gözümüze çarpan antika Alfa Romeo tamirhanesi bizi bizden alıyor ve dakikalarca seyrediyoruz alfacıkları. Kıpkırmızı, üstü açık bir Alfayla Lombart’tan kıvrıla kıvrıla inmek kim bilir ne güzel olurdu…

IMG_9571IMG_9589IMG_9610

Ta-ta-ta-taaaaam! Huzurlarınızda Lombard! Ortadaki zatıalleri olup; diğerleri de kendisine ulaşılan ve üzerindeyken görülen muhteşem manzaralı yolları… Bittabi şehrin en turistik noktalarından biri olan Lombard, fotoğraf çeken, yürüyen, nostaljik tramvayla gezinen insanlarla günün her saati dolup taşıyor…

20160127_120116

Trafik tek yönlü ve yukarıdan aşağıya doğru aktığından girişinde kocaman bir teşebbüs etmeyiniz levhası mevcut!

IMG_9619IMG_9625

Lombard’da onlarca fotoğraf çekildikten ve güneşin tadını çıkardıktan sonra yürüyerek okyanus kenarına iniyoruz. Bay Bridge’te manzarayı izledikten sonra soluğu Canary Wharf adlı iskele ve sahil bölgesinde alıyoruz. Deniz aslanlarıyla meşhur bu dev iskele meydanı aynı zamanda Ortaköy’deki kumpir büfelerini andıran sıra sıra dizilmiş ekmek içi istiridye ve yengeç çorbacılarıyla da biliniyor. Biz de istiridye ve yengeç çorbalarından birer tane alarak bir bankta manzaranın ve sokak müziğinin tadını çıkartıyoruz… 

IMG_961420160127_125922

Ekmeğinin içi yanında verilen kremalı istiridye çorbası… Kokusunu duyumsuyorum yazarken, gerçekten başarılı 🙂

20160127_121924
Canary Wharf’ta denk geldiğimiz bir Meksikan ürünleri dükkanında Nacho eşliğinde denediğimiz soslar. İsimlerine dikkat!

20160127_20535420160127_21262020160127_204449

Dolu dolu geçen bir gün olduğunu söylemiş miydim! Gecemizi Haights’ta bulunan çok şirin bir jazz barda canlı müzikle kapatmaya karar verip süslene püslene çıkıyoruz evden. Ben her zamanki gibi salata denemeyi tercih ediyorum yanında da favori içeceğim olan Cranberry-vodka 😉 Jazzla iyi gidiyor tavsiye olunur!

Reklamlar

Ve huzurlarınızda SAN FRANCISCO!” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s