YILDIZLARLA DOLU BİR GÜN!

Merhabaaaa,

LA’deki yeni günümüzde üzerinde 2500 civarında yıldızın isminin bulunduğu ortalama 2 km’lik bir cadde olan Hollywood Walk of Fame yani Hollywood Bulvarı’nda yürüyüş yapmak üzere evden ayrılıyoruz. 1958’de açılan ve ’78’den beri tarihi eser kapsamında korunan bu “şöhret”li yolda tv ve radyo sanatçıları, oyuncular, yönetmenler ve şarkıcılar ait oldukları sanat dalına ait işaretlerle sembolize edilmektedir. (Detaylı bilgi için bkz. resmi sitesi: http://www.walkoffame.com/)

20160124_111926.jpg
Hollywood Bulvarı ve trafikkk

Bu güneşli ve güzel günde arabamızla bulvara ulaşıp uygun bir otopark bularak gezintimize başlıyoruz. Yıldızlar birer birer önümüze çıktıkça, bunu tanıyorum bunu tanımıyorum aa bu boş benim olsun diye diye kendimizi  Akademi (Oscar) ödüllerinin dağıtıldığı Dolby Theatre’da buluyoruz. Restoranlardan ve mağazalardan oluşan çok katlı bir açık hava AVM’sinin içinden girilen ve günün belli saatlerinde ücret karşılığı ziyarete açılan bu sahnenin önü yıldızların isimlerinin yanı sıra el ve ayak izlerini taşıması bakımından da caddenin en popüler ve kalabalık noktasını teşkil ediyor. Şimdi resimlerle birlikte caddeyi gezmeye başlayabiliriz:

İşte yıldızlar geçidi 🙂 En güzel kadınlar listemde öne çıkanlarla başlamak istedim. Soyadı üstünde “Sharon Taş”… Tabii Audrey Hepburn, Marilyn Monroe ve Scarlett Johansson eksik… Scalett’ın yıldızına kendimi de karıştırdığım için onu burada yayımlayamıyorum ne yazık ki 🙂

Yönetmen,oyuncu ve şarkıcı beylerle devam edelim:

Sağ üstte pek okunamayan yıldızımız Ricky Martin oluyor; onun simgesi, kamerayla sembolize edilen diğerlerinden farklı olarak “mikrofon” olarak karşımıza çıkıyor. Burada satın aldığım ilk yabancı şarkıcı kasetinin de kendisine ait olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Dünya kupası şarkısı hala kulaklarımda, ne kadar da yakışıklı gelmişti gözüme o yıllarda 🙂 Neyse, konumuzdan uzaklaşmayalım, Keanu Reeves, Brad Pitt, Leonardo Di Caprio, Johnny Depp, Matt Damon uzayıp giden tüm bu yakışıklılardan denk geldiklerimizle resimler çekilip Dolby Theatre’ın olduğu AVM’ye doğru ilerliyoruz. Bu arada yolun ortasından geri dönüp arabamızı ve kahvelerimizi alarak AVM’ye geldiğimizi söylemeyi unutmuşum ki tüm o yolu geri dönmektense AVM sonrası poşetlerimizle -gitmişken köşede bize el sallayan Marshalls’a uğramamak olmazdı- arabamıza atlayarak ayrılmak çok daha uygun düşüyor. 

20160124_113041
Dolby Theatre’ın Oscar’a giden yoldaki meşhur merdivenleri

Bunlar da tiyatro binasının tam önünde yer alan el ve ayak izlerinden Matt Damon ve Harry Potter ekibine ait olanlar. (O an Uzakdoğulu turist kafilesinden fırsat bularak boş yakaladığımız nadir karelerden 🙂 )

Bestie’yle gölgelerimizi içeren en çok hoşumuza giden özel yıldızlar! Yoruma gerek yok bizce 🙂

20160124_114354

Ta-ta-ta-taaaam huzurlarınızda Hollywood yazısı! Kendisi dağın tepesinde olduğu için pek çok noktadan kolayca görülebilmekte. Biz bu fotoğrafı Dolby Theatre’ın tam arkasındaki manzara köşesinde çekiyoruz ve sonrasında aşağıda göreceğiniz tipik Amerikan restoranlarından birine süzülüyoruz:

IMG_9500
Acıktırıcı kırmızı renk, kahve rengiyle bütünleşince ortaya sıcak bir yemek ortamı çıkıyor… 
20160124_120839
Bu foto ise, Dolby’nin hemen yanındaki köşede yer alan devasa hediyelikçi dükkanından. Arabanın yanında yer alan ve Elvis olmayan (!) tişörtlü bey de başında nöbet tutuyor…

Bulvardaki günümüzü alışverişle tamamlayarak arabamıza atlıyor ve turumuza Beverly Hills ziyaretiyle devam ediyoruz. Beverly Hills, çocukluğuma damgasını vuran aynı isimli diziden ve çizgi filminden de hatırladığım üzere; son derece lüks evlerden oluşan ve dünyaca ünlü markaların en şık dükkanlarına ev sahipliği yapan caddeleriyle ünlü bir mahalle. 

Gerek yukarıdaki fotoğraflardan anlaşılacağı gerekse de kendi gözlerimizle şahit olduğumuz manzaralara istinaden belitmeliyim ki Los Angeles’ın ve belki de daha bir çok eyaletin içinde en yüksek hayat standartlarına Beverly Hills’te rastlanılabilir. Yalnızca dış cephe kaplamalarıyla bile başlı başına bir açık hava müzesini andıran Beverly Hills sokaklarında dolaşıp o çok sevdiğimiz film olan Pretty Woman’ın çekildiği otelin önünde de fotoğraf çekilmeyi ihmal etmiyoruz. 

 

Üstte Beverly Hills caddelerinden ilgimizi çeken kareler ve altta da  Beverly Willshire Oteli’ni görüyorsunuz. Bu meşhur otelde bugün itibariyle yaz ortasında tek bir gecelik konaklama bedeli iki kişi için vergiler hariç yalnızca 945 Dolar! Üstüne üstlük kahvaltı bile dahil değil 🙂 Lütfen bunu 3’le çarpıp moralinizi daha da bozmayın…

Biz o gün için görsellik dozumuzu yeterince alarak tatlı tatlı kararan hava eşliğinde evimizin yolunu tutuyoruz. Biraz dinlendikten sonra ise geceye şehrin en güzel manzarasının izlenebildiği Griffith tepesinden devam ediyoruz. 

IMG_9517
İşte bu da ispatı! Ben çektim 😉 

Burada, adından da anlaşılacağı üzere bir gözlem evi olan  “Observatory” müzesini ziyaret ederek bu defa günümüzü bilimsel bir yolculukla tamamlıyoruz. (Detaylı bilgi için bkz. http://griffithobservatory.org/)

20160124_214542
Pek sevgili Einstein! 

Vee kapanış: Bana sorarsanız günün en parlak kısmı, ışıltılı şehir manzarasıyla karşılaştığımız ve dev dürbünlerden gökteki gerçek yıldızlara baktığımız  dakikalar… İşte bu nedenle yazının rengini de bu doğallığa yakışır şekilde gece mavisi olarak seçiyorum.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s